Bugün dünyadaki en büyük sıkıntılardan biriside güven problemidir. Hani bir söz vardır ya '' Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin''. Bu söz güven bunalımını en iyi şekilde anlatan sözdür. Bu Dünyada babamıza bile güvenemeyeceksek kime güvenebileceğiz? Bunun cevabını Tabi ki Tanrı'ya diyerek geçiştirmek yerine neden Tanrı'ya güvenmeliyim konusuna girmek istiyorum.
Bugün dünyamızda herşey değişmekte bir gün önce aldığınız cep telefonun modeli bir gün sonra eskimekte aynı şekilde günün modasını takip edip aldığımız eşyaların modası diğer bir gün değişmekte. Ünlü filozoflardan Herakleitos'ta '' değişmeyen tek şey değişimin kendisidir'' diyerek bu konuya değinmiştir. Değişen bir dünyada yaşıyoruz çünkü zamanın içindeyiz. Değişen şeylere güvendiğimizde şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşabiliriz.
Şunu demek istemiyorum; Babanıza bile güvenmeyin :) Bu çok yanıltıcı olur ve bizi güzensizlik bunalımına sokar. Ama demek istediğim şey değişen şeylerden çok değişmeyen bir şeye güvenmek daha iyidir. Tanrı'nın kendisi zamandan ve mekandan bağımsızdır. Bu yüzden özü itibari ile değişmezdir. Bu nedenle Tanrı'ya güvenmek mantıklıdır. Bugün babamız bize '' Oğlum yarın sana yeni bir cep telefonu alacağım '' diyebilir ve bunu yerine getirebilir yada getiremiyebilir. Çünkü kendisi de zaman ve mekan içindeki koşullara bağlıdır. Fakat Tanrı böyle değildir ve bize bir vaad'te bulunduğunda bu sözün yerine geleceğine güvenebiliriz.
Peki diğer bir soru olan '' Tanrı'ya nasıl güvenebiliriz'' sorusuna yanıt arayalım. Fakat tekrar gündelik hayatımızda ki olaylara dönüp bir bakalım. Çevremizdeki kişilere güvenmeyi seçtiğimizde bunu nasıl yapıyoruz. Örneğin babamıza güvendiğimiz nasıl gösteriyoruz. Tabi ki ona itaat ederek. İtaat ise eylemsel bir olaydır. Bir Baba oğluna, alkollü bir şekilde araba kullanmaması gerektiğini, çünkü bunun kötü sonuçlar doğurabileceğini söylediğinde itaat dediğimiz olay sadece Babaya '' Tamam Babacığım'' demek değildir. Bunu dedikten sonra alkollü olarak araç kullanmamaktır. İsa Mesih itaat olayını şöyle anlatmaktadır: ''Bir adamın iki oğlu vardı. Adam birincisine gidip, 'Oğlum, git bugün bağda çalış' dedi. "Oğlu, 'Gitmem!' dedi. Ama sonra pişman olup gitti. "Adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söyledi. O, 'Olur, efendim' dedi, ama gitmedi. "İkisinden hangisi babasının isteğini yerine getirmiş oldu?" "Birincisi" diye karşılık verdiler''.
Baba konuşur ve çocuk itaat eder. Aynı bunun gibi de Tanrı bize kendi sözleri aracılığı ile konuşur. Bu noktada şu çok önemlisidir. Daha öncede bahsetmiş olduğum gibi Tanrı zaman ve mekandan bağımsızdır. Bundan dolayı da Tanrı'ya güveniyorsak onun söylemiş olduğu sözlerde değişiklik olabileceği düşüncesini ortadan kaldırmamız gerekir aksi takdirde değişken bir Tanrıya ve onun sözüne nasıl güvenebiliriz. Aynı zamanda bir kişiye ya da kuruma itaat ederken de şunu görürüz. İtaat eden kişi İtaat ettiği kişinin söylediklerini kendi fikirlerinin önüne koymaktadır. Bu da alçakgönüllü bir tutum gerektirir.
Sonuç olarak, güvendiğimiz kişiye tam olarak güveniyorsak biliriz ki söylediği sözler güvenilirdir ve bizim düşüncelerimizle ya da isteklerimizle her ne kadar farklılık gösterse de o kişinin amacının bizim iyiliğimiz olduğudur. Bu yüzdendirki Hz. Davut en çok bilinen Mezmurunda şöyle demiştir: ''Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, Kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Çomağın, değneğin güven verir bana'' (Mezmur 23:4).
Ana Sayfa'ya dönmek için tıklayınız...
Devam edin: Ahlak