Hikaye şöyle başlar,
Avukatın biri ölür ve öte tarafa geçer. Cennetin kapısında sorgu meleği avukatın günahlarını dinlemeye başlar :
1) Çevreyi kirleten büyük bir şirketi, suçlu olduklarını bildiğim halde savundum ve beraat ettirdim.
2) Bir seri cinayet katilini, yüksek ücret ödediği için savundum ve idamdan kurtardım.
3) Bir çok müşteriden fahis fiyat aldım.
4) Parası olmayan kadınlari savunmak için onlara kötü teklifler sundum.
Ve liste uzadıkça uzaar gider.
Melek " bitti mi? " diye sorunca da avukat telaşla atılır.
"Evet ! yalnız bir dakika ! bu arada yaptığım iyilikler ne olacak?"
Bunun üzerine Melek bir süre düşünür, " Hımm..dur bakalım. Bir tarihte dilencinin birine yüzbinlira vermişsin "
Avukat sevinir, " evet,evet
"Hımm..." der melek " Bir başka tarihte de boyacı çocuğa ikiyüzbinlira bahşis vermişsin..."
Avukat yüzünde büyük bir sırıtmayla cevap verir "evet ! tabii ki !
"Melek yanında duran yardımcısına döner ve şöyle söyler
"Bu Pisliğe üçyüzbin lirasını verin ve derhal cehenneme atın!..."
Yüzleri güldüren bu fıkra biraz da düşündürücüdür. Çünkü işin içine Cennet ve Cehennem kavramları girmektedir. İşin içinde bir yargı vardır. Bu bölümün ilk yazısı olan ‘’Ölümden sonra hayat var mı?’’ adlı yazıda da bahsettiğim gibi, sahip olduğumuz ahlak bilinci bizde mutlak bir adalet sistemine ihtiyaç duyar. Bu ‘’Mutlak adalet’’ ise ilahi bir yargı demektir. Peki bahsettiğimiz bu ‘’İlahi yargı’ nedir ve nasıl olacaktır?
Toplumumuzda çok yaygın bir görüş vardır. Hatta bir TV dizisinde de bu görüşü içeren bir repliğe rastlamıştım. Ölümcül bir hastalığa yakalanan bir kadın kendisi için endişelenen yeğenine şunları söylüyordu: ‘’Kızım üzülme! Ben yaşarken iyi bir insandım. Tanrı benim gibi iyi bir insanı Cehenneme göndermeyecektir.’’
Kulağa ne kadar da hoş geliyor. İyi bir insan olmak ve Cenneti kazanmak. Fakat acaba gerçekte de bu böyle mi? Bizler iyi miyiz? Ayrıca Tanrı’nın bizi yargılama kriteri nedir? Bu soruların yanıtlarının tümünü Tanrı bize kendi sözlerinde vermiştir.
Öncelikle tekrar fıkraya dönmek istiyorum. Fıkrada da gördüğümüz gibi yaptığımız ve kendimizi iyi olarak nitelendirmemize yettiğini düşündüğümüz şeyler acaba gerçekte de bizi iyi yapmaya yetiyor mu? Bu sorunun yanıtını dikkatlice düşünmeliyiz. Aksi takdirde hepimizin sonu avukatın ki gibi olabilir. Henry Ford bir yazısında şöyle diyor: Eğer gelecek hakkında düşünmezseniz,asla bir geleceğiniz olmaz. Acaba geleceğimiz daha doğrusu uzak geleceğimiz hakkında yeteri kadar düşünüyor muyuz? Acaba yargı gününde yaptığımız sevaplar ya da iyi işler bizi kurtabilecek mi yoksa ?
Tanrı taa başlangıçta çok açık ve net konuştu. RAB Tanrı dedi ki, Ona, "Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin" diye buyurdu, Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."
Fakat Tanrı’nın bu uyarısına karşın insanoğlu itaatsizlik etti ve günaha düştü. Tanrı’nın yargısı açık ve netti. O ağacın meyvesinden yeme yoksa ÖLÜRSÜN!
İlk insanda bizler de hayatlarımız da Tanrı’ya itaatsizlik ederek ölümü hak ettik. Günahtan sonra ne yaparsak yapalım yargı bellidir. İşte bu yüzden Tanrı insanoğluna ölümden ve yargıdan kurtulması kurtuluş tasarısını insana açıkladı. Bu tasarı, kendi özoğlunun yeryüzüne insan bedeni alarak inip yaşaması ve dünyanın günahını ortadan kaldırmak için ölüp, dirilmesiydi. Tanrı bunu derin ve aşkın sevgisinden ötürü yarattığı insanoğlu için yaptı. Ve yargı günü içinde yargısını koydu. Tanrı’nın sözü şunu söylüyor: "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlu'nun adına iman etmemiştir. " 1
Tanrı’nın yargı sistemi açıktır. Ya onun gazabını seçersiniz ya da onun sonsuz yaşam armağanını. Onun gazabını seçmek, varlığını inkar etmek , kendi işlerimize güvenmek ve onun İsa Mesih’te sağlamış olduğu kurtuluş armağanına sırt çevirmektir. Onun Sonsuz yaşam armağanını seçmek ise, yukarıda da belirttiğimiz gibi Tanrı’nın göndermiş olduğu kendi öz oğluna iman etmektir. Seçim sizin!
1.Yuhanna 3:16-18
Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?