• 3.2 (2)
  • gercek560
  • legs560
  • Nereden Geldim?
  • nereye
  • 1b
  • kalabalik b
  • station400
  • Tanrı'nın Bıraktığı Parmak İzleri

 

Cennet ve Cehennem,  iki sonsuz mekân. İnsanlar sürekli olarak Cennet denilen o harika yere gitmek isterler. Cehennem adı ya da kavramı ise her zaman için korkutucu bir kavram olmuştur. Gündelik hayatta ben cehenneme gitmek istiyorum diyen kişilere genelde rastlamayız. Birçok kişi adına Cennet denilen o eşsiz yere ulaşmak ister. Buna karşın kimse Cehennemden konuşmak istemez. Bu her ne kadar doğal gibi gözükse de, bizim bazı gerçekleri keşfetmemize ve doğru olanı seçmemizde hatalar yapmamıza neden olabilir.

Hepimiz Cennete gitmek isteriz dedik. Fakat gitmek istediğimiz adına Cennet denilen bu yer nasıl bir yer olacak? Bu soruya eminim hepimizin vereceği çeşitli yanıtlar olacaktır. Fakat J.J.Rousseau’nun dediği gibi  ‘’yanlış sayısız şekillere girebilir; doğru ise yalnız bir türlü olabilir.’’ O halde Cennet denilen yer gerçek anlamda nasıl bir yerdir?
 Cennet denilince nerdeyse hiçbirimizin aklına Tanrı gelmez. Varsa yoksa güzel içecekler, güzel yiyecekler, güzel... Dünyada canımız ne çekiyorsa Cennette de onların olacağını düşünürüz. Tabi ki Cennette bu tarz şeyler olabilir ama bu tür düşüncelerle çok meşgul olmak bunlardan daha önemli bir hususu kaçırmamıza neden olabilir. Kaçırabileceğimiz nokta ise, Cenneti Cennet yapanın Tanrı olduğu gerçeğidir. Cennet dediğimiz yer Tanrı’nın huzurunun bulunduğu yerdir.  Düşünsenize yüce yaratıcı ve siz. Tabi ki eğer yaratıcımızı tanımıyorsak, bunu düşünmemizin de pek bir yararı olmayacaktır.

Cennet aslında bir nevi Tanrı’nın bizi yarattığında ki amacına geri dönülen yerdir. Tanrı Âdem’i yarattığında Aden bahçesine koymuştu. Aden bahçesi bir nevi Cennetti çünkü Tanrı’nın huzuru oradaydı. Bununla birlikte bahçede ki o ilk senaryodan farklı olarak Tanrı ile sonsuzlarca birlikte olacağımız yerdir.

Ayrıca İsa Mesih Cennetten bahsederken çoğu kez onu bir şölene benzetmiştir. Kral’ın düzenlemiş olduğu bir şölen. Şölen için hazırlanmış harika bir sofra ama bunun ötesinde Kral ile aynı sofrada oturmanın vermiş olduğu sevinç, huzur, güven ve ayrıcalık. Hayal edebiliyor musunuz?

Cehennem denilen yer ise, yapmış olduğumuz Cennet tanımının tam tersi olan bir yerdir. Cehennem, Tanrı’nın huzurunun bulunmadığı yerdir. Aslında bana göre Cehennemin acı ve keder dolu bir yer olmasının temel sebebi, bize anlatılan alevli bir fırın olmasından çok insanın en mükemmel olan varlıktan yoksun kalmasıdır. Bugün bile, elimizde en mükemmel şeyi elde etme şansı varken, bir sebepten onu elde edemediğimizde inanılmaz bir şekilde pişmanlık ve keder hissederiz. Sanırım Cehennem’de fiziksel bir acı olmanın yanında daha çok böyle bir acıya maruz kaldığımız bir yer olacaktır.

Tüm bunların ötesinde şunları da belirtmem gerekir ki, Cehennem insanlar için yaratılmış bir yer değildi. Tanrı’nın başlangıçta insanı yaratırken ki arzusu, insanın kendisine tapınması ve kendisinden zevk almasıydı. Tanrı insan ile kişisel bir ilişki kurmak için engin sevgisi aracılığı ile yarattı. Yani bir nevi başlangıçta insan Tanrı’nın huzurunda onunla bir paydaşlık içersindeyken cennetteydi.

Fakat Kutsal Kitabın bize dediği gibi Cehennem Şeytan ve onun düşmüş, isyankâr melekleri için yaratılmıştı. Ne var ki Âdem ve soyu aynı hataya düşerek kendi arzularıyla Şeytan ve onun melekleri için yaratılmış olan Cehenneme maruz kaldılar.
İsa Mesih Cehennem adı verilen yerden bahsederken bazı metaforlar kullandı. Bazen onu işkence görülen bir yer olarak, bazen diş gıcırtısının vermiş olduğu inanılmaz rahatsız bir yer olarak, bazen de sonsuz gazabın ve ateşin bulunduğu bir yer olarak resmetmiştir.

Gündelik yaşantımızda dikkate almadığımız bir yerdir aslında Cehennem. Cem Yılmaz kendi gösterilerin de Cehennemi, ceza süresi işlenen günahlara göre ayarlanmış mikro dalga fırına benzeterek herkesi kırıp geçirmiştir. Halbuki bahsettiğimiz konu ti’ye alınmayacak kadar ciddidir. İsa Mesih Cehennemden bahsederken cehennemin ne kadar korkunç ve dehşet verici bir yer olduğunu vurgulamak için kıyaslamalar yapmıştır. Bir defasında İsa dedi ki ’’Eğer elin ya da ayağın günah işlemene neden olursa, onu kesip at. Tek el, tek ayakla yaşama kavuşman, iki elle, iki ayakla sönmez ateşe atılmandan iyidir. Eğer gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Tek gözle yaşama kavuşman, iki gözle cehennem ateşine atılmandan iyidir.’’
Bunların söylerken ana amacı günah işleyen herkesin gözünü çıkarması ya da ayağını kesmesi değildi. Ama bizi günaha düşüren şeylerden vazgeçmemizden ve onları hayatlarımızdan çıkarmamız gerektiğinden bahsediyordu. Bugün bedenimizin üyeleri günaha düşmemize sebep olan araçlardır. İnsan gözüyle yararlı şeyler gördüğü gibi kendisinin günah işlemesine neden olacak ahlaksız şeylerde görebilir ya da izleyebilir. Ellerimiz yemek yapmaya, çalışmaya hatta ameliyatta hayat kurtarmaya yaradığı gibi adam öldürmeye de sebep olabilir. Bunun içindir ki Cehennemin o korkunç dehşeti karşısında bazı organlarımızdan bile vazgeçmemiz, Cehennemin dehşetine maruz kalmamızdan iyidir. Ayrıca Cehennem konusunda İsa Mesih’in anlatmış olduğu bir hikaye vardır.

“Zengin bir adam vardı. Mor, ince keten giysiler giyer, bolluk içinde her gün eğlenirdi. Her tarafı yara içinde olan Lazar adında yoksul bir adam bu zenginin kapısının önüne bırakılırdı; zenginin sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurmaya can atardı. Bir yandan da köpekler gelip onun yaralarını yalardı.“Bir gün yoksul adam öldü, melekler onu alıp İbrahim’in yanına götürdüler. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü. Ölüler diyarında ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim’i ve onun yanında Lazar’ı gördü. ‘Ey babamız İbrahim, acı bana!’ diye seslendi. ‘Lazar’ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum. “İbrahim, ‘Oğlum’ dedi, ‘Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar’ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun. Üstelik, aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan kimse bize gelebilir. “Zengin adam şöyle dedi: ‘Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazar’ı babamın evine gönder. Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler. “İbrahim, ‘Onlarda Musa’nın ve peygamberlerin sözleri var, onları dinlesinler’ dedi. “Zengin adam, ‘Hayır, İbrahim baba, dinlemezler!’ dedi. ‘Ancak ölüler arasından biri onlara giderse, tövbe ederler. “İbrahim ona, ‘Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar’ dedi.”

İsa Mesih'in anlattığı bu hikaye ilginçtir ve bizlere Cehennem'in ve Cehennem’e giden birisinin durumundan bilgi verir. Dünya’da ki yaşadığımız günlerin önemi büyüktür. Zamanımızı ne için ve nasıl değerlendirdiğimiz öyküde de anlatıldığı üzere önemlidir. Öyleki Cehennem’e bir kez girildiğinde oradan çıkış olmayacaktır ve orada bir damla suyun serinliğine duyulan ama hiç bir zaman elde edilemeyecek bir ihtiyaç olacaktır. İşte Cehennem bu kadar korkunç ve ürkütücü bir yerdir.

4.Yargı Günü

Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?

İletişim  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.