
Herbirimiz çocukken dinlediğimiz masalların sonunda şu cümleyi duymuşuzdur. ‘’Ve onlar sonsuza kadar mutlu oldular ya da yaşadılar diye.’’ İnsan tabi ki hep çocuk kalmıyor büyüyor. Büyürken de bazı sorular soruyor. Sorulardan birisi de eminim ki nerden çıktı bu sonsuzluk kavramı şeklinde olabilmektedir. Bu soruyu sormadan önce şunu belirtmekte fayda vardır. Sonsuzluk kavramını gündelik hayatta sık kullanmayız. Buna karşın her bir bireyin gönlünde yatan şey masallarda ki güzelliklerin kendi hayatlarında da olmasıdır. Örneğin yazının başında da söylediğimiz gibi sonsuzluk kavramıyla ilgili olarak herkes masallarda ki prens ya da prensesin yerinde olmak ve sonsuz bir mutluluk yaşamak ister.
Fakat sınırlı olan bizler, sınırlı olan bu evrende bu kavrama zihinlerimizde nasıl sahip olduk sorusu ile karşı karşıya kalırız.
Tarihte bir çok filozofa göre, zihnimizin dışındaki gerçekleri bizim kendimizin anlaması imkânsızdır. Hatta bunların bir kısmı fizik ötesi şeylerin varlığını kesinlikle bilemeyeceğimiz konusunda fikirlerini öne sürmüşlerdir.
Bilim ise, sonsuzluk kavramını sayılarla ortaya koymaya çalışır. Belki pek çoğumuzun okul hayatında karşılaştığı bir terimdir ∞ (Sonsuzluk) terimi. Bazı işlemleri yaparken – örneğin sonsuz bölü sonsuz ya da rakam bölü sonsuz gibi işlemlerde- zaman zaman başa bela olduğuda olmuştur.
Tüm bunların ötesinde unuttuğumuz bir nokta vardır. İnsan olarak bizler sadece maddesel yaratıklar olmanın ötesinde aynı zaman da ruhsal varlıklarızdır. Gündelik hayatta da deneyim edebileceğimiz gibi insanoğlu maddesel şeylerin ötesinde ruhsal bir açlığa sahiptir. Bugün dünya da her şeye sahip olan kişilerin bile intihar ettiğini görebiliriz. Bu bize tuhaf gelebilir ama bunun yegâne sebebi insanın içindeki ruhsal boşluğun doldurulmamasından kaynaklanmaktadır.
İnsanoğlunda ki sonsuzluk kavramının kökeni insanın yaratılışına kadar gider. Çünkü bu kavramın kendisi, kendi doğasında bu kavramı barındıran Tanrı’dan kaynaklanmaktadır.
Bilge Kral Süleyman söyle demiştir: O her şeyi zamanında güzel yaptı. İnsanların yüreğine sonsuzluk kavramını koydu. Yine de insan Tanrı'nın yaptığı işi başından sonuna dek anlayamaz.
Kutsal Kitap çok nettir. Sonsuzluk kavramı insanların uydurduğu ya da icat ettiği bir kavram değildir. Bu kavram yaratılışımızda Tanrı’nın yüreğimize koyduğu bir kavramdır. Tanrı'nın insanı başlangıçta yarattığında, onu ölümsüz olarak yarattığımı unutmamak gerekir. İsteği yarattığı insanla sonsuzca bir paydaşlık içersinde olmaktı.Fakat insan kendi bencil arzusu sonucunda ölüm olgusunu kendi doğasına sokmuştur.
Bununla birlikte hani hep duyarız ya ‘’ ölüm bir son değil bir başlangıçtır ‘’ diye işte o misal ölüm aslında sonsuzluğa açılan bir kapıdır. Ama bu sonsuzluk iki türk sonsuzluk içerir. Ben bunu matematikte ki - ∞ ve + ∞ terimlerine benzetiyorum. Birisi negatif birisi pozitiftir. Negatif olana Cehennem, pozitif olana ise Cennet diyebiliriz. Çünkü bu iki yerde kendi içersinde sonsuzluk kavramını barındıracaktır.
3.Cennet ve Cehennem!
Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?