• 3.2 (2)
  • gercek560
  • legs560
  • Nereden Geldim?
  • nereye
  • 1b
  • kalabalik b
  • station400
  • Tanrı'nın Bıraktığı Parmak İzleri

Sevgi denince eminim sizlerin aklında bir sürü resim canlanıyordur. Akıllarda canlanan bu resimler çeşit çeşit olabilirler. Bunun temelinde ki neden ise, dünyada bize güzel hediye paketleri içersinde sunulmuş olan cicili bicili süslü ve değişken sevgi açılımlarıdır. Fakat daha önceki yazı da belirttiğim gibi üzerinde konuşulan kavramları çok iyi analiz etmeli ve her şeyin özünde ki gerçek doğaya ulaşmayı hedeflemeliyiz.

Dışarıya, sokaklara çıktığımızda bilinçaltımıza yerleştirilmek istenen bir sürü şey vardır. Özellikle ticaret dediğimiz şey artık amacının ötesinde ki pazarlama politikaları ile insani doğamızda ki bütün değerleri yozlaştırmaktadır. Yozlaştırmaya çalışılan değerlerden bir tanesi de sevgidir. Bilmiyorum hiç başınıza geldi mi ama benim çok sık gördüğüm şeylerden birisi, bir çiftin sokakta yürürken karşısına elinde çiçek seti ile bir kişi çıkar ve hemen ‘’Abicim yengemize bir demet çiçek alsana’’ der. Eğer kişi çiçekleri almak istemezse daha sonrasında da  ‘’Sen bu kızı hiç sevmiyor musun’’ der. Sokakta ki bu sevgi tanımını görebiliyor musunuz? Bir demet çiçek = Sevgi! İşte maalesef bu şekilde bize sunulmuş sevgi paketleri nedeniyle sevginin gerçekte ne demek olduğunu anlayamayız.

Bundan başka sevgi çoğunlukla başka şeyler ile de karıştırılır. Bunlardan birisi aşk dediğimiz şeydir. İnsanlar bugünlerde hemencecik aşık oluverip, yarın nikah masasına otururlar. Sonrasında ne mi olur? Tabi ki de hızla artan boşanmalar.  Sevgi=Aşk eşitliği bize her ne kadar masummuş gibi gözükse de bir o kadar yanıltıcı ve yanlış bir eşitliktir. Çünkü sevgi sadece aşk demek değildir.
Bir başka örnek vermek gerekirse, sevgi sevgililer gününe özgü bir kavram da değildir. Öyle bir zaman da yaşıyoruz ki sevgililer yılın 364 günü ya da bilemedin 360 günü birbirlerinin suratına bakmadan geçirir ama sevgililer günü gelip çatınca ne hikmetse birbirlerine hediyeler alırlar; birbirlerini pahalı yerlerde yemeğe götürürler. Güya birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini aldıkları şeyler ile göstermeye çalışırlar. Alın size  bir yanlış eşitlik daha.  Sevgi = Hediye eşitliği. Kısacası örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabilir ve bunun sonucunda görebiliriz ki, popüler kültür bizlere sürekli sevginin yanlış açılımlarını sunmaktadır. Nedeni aşikardır. Bundan bir çıkar sağlamak.

Oysa sevginin gerçek tabiatına baktığımızda onda çıkar yoktur. Sevgi karşılık beklemez. Biz zaman içerisinde yaşayan varlıklar olarak değişkenizdir. Ama sevginin doğasında döneklik yoktur. Bu yüzden bütün yeryüzünde görebileceğimiz tek ve en mükemmel sevgiyi değişmeyen Tanrı’nın kendisi bizlere açıklamıştır. Çünkü Tanrı kendisini tanıtırken doğasında ki sıfatlardan birisini bizlere açıklamıştır. Aristo'da ve diğer bazı filozoflarda herşeyin kökenini, evrende ki hareketi ve değişimi sağlayan ama bunun yanında kendisi değişmeyen bir şey ile açıklamaya çalışırlar. Platon yani bilindik ismi ile Eflatun’a göre ise algılarla kavradığımız nesnelerin bir orjinal formu olduğunu belirtir. Bizlerde herşeyin ve her tanımın kökenini ve gerçek anlamını herşeyi yaratan varlık olan Tanrı’nın kendisinde bulabiliriz.

‘’ Tanrı sevgidir’’ der Yuhanna kendi mektubunda. C.S.Lewis ''Tanrı’nın sevgidir'' ayetinin ne anlama geldiğini açıklarken şunları der:  ‘’Her çeşit insan, Mesih inancı’ndaki ‘’Tanrı sevgidir’’ sözünü kullanmaktan hoşlanır ama, Tanrı en az iki kişi olmadıkça, ‘’Tanrı sevgidir’’ sözünün hiçbir gerçek anlamı olmadığının farkına varmıyormuş gibi görünürler. Sevgi bir kişinin bir diğer kiye hissettiği bir şeydir. Eğer Tanrı tek bir kişiyse, o zaman dünyayı yaratmadan önce sevgi değildi. Tabi ki bu kişiler, ‘’Tanrı sevgidir’’ dediklerinde söylemek istedikleri çok farklı bir şeydir: Aslında ‘’Sevgi Tanrı’dır’’ demek isterler. Bununla anlatmak istedikleri, ‘’İçimizdeki sevgi duyguları her ne zaman ve her ne şekilde kabarırlarsa ve sonuçları ne olursa olsun, büyük bir saygı ile karşılanmalılar''dır.Belki de öyle olmalıdır; ama bu Mesih İmanlılarıları'nın (Hristiyanların) ''Tanrı sevgidir'' dediklerinde söyledikleri şeyden çok farklı bir şeydir.Mesih İmanlıları, sevginin yaşayan ve dinamik etkinliğinin Tanrı'da sonsuzluktan beri varolduğuna ve herşeyi yarattığına inanırlar.''1

Kutsal Kitap sevgi kavramının üzerinde durur ve bizlere bu kavramla ilgili olarak çok derin tanımlamalar yapar. Tanrı kendisini sevgi olarak tanıtırken ve kendi sevgi açılımını sunarken şunları söylemiştir. Tanrı'nın eylemleri, derin sevgisine dayanır. Onun evreni yaratması, kendi yarattığı insan için yeryüzüne inmesi, .. Bunların tümünde Tanrı'nın inanılmaz sevgisini görebiliriz. Tanrı'nın sevgisini tanımaya başlayınca kendi oluşturduğumuz yapay kavramlardan ne kadar da farklı ve yüce olduğunu göreceğizdir.

Bugün günümüzde ki sevgi kavramlarının özüne baktığımız da sürekli bir karşılık beklentisi vardır. Bir kişiden hoşlandığımızda ve onu sevdiğimizde onun da bu sevgiye karşılık vermesini bekleriz. Bir söz vardır ya '' Ya benim olacaksın ya kara toprağın'' işte böyle seviyoruzdur. Arkadaşlarımızı severiz ve onlara yardım ederiz tabi ki bunun yanında bir de karşılık bekleriz. Ne de olsa komşu komşunun külüne muhtaçtır. Fakat dediğim gibi Tanrı'da ki sevgi böyle değildir. Tanrı karşılıksız olarak sever. Tanrı gerçektir ve onda ki sevgi gerçek sevgidir. Bu yüzden biz ona başkaldırırken, onun yasasını çiğnerken bizim için kendi öz oğlunu kurtulmamız için göndermiştir. Bu durumu özetlerken Kutsal Kitap şöyle der: '' Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.''  Ne kadar harika bir sevgidir bu! Kralların Kralı, yaratan Tanrı yarattığı insanı o kadar çok sevdi ki, biz daha günahkarken yani ona karşı başkaldırmışken o kendi özünü yani oğlu Mesih'i dünyaya bizlerin günahlarına karşılık ölmesi için gönderdi.

Bizler çoğu zaman sevdiğimiz kişilere sevgimizi ilan ederiz. Bazı kişiler sevdiklerine serenat dahi yaparlar. Fakat bu sevgiyi ölçmek için iyi bir standart değildir. Birinin sevgisini ancak ve ancak onun davranışlarından ve sevdiği için yaptığı şeylerden anlayabiliriz. Tanrı insanı sevdiğini sadece sözle beyan etmemiştir. Sevgisini, sevdiği insan için yaptığı şeylerle göstermiştir. Tanrı ne mi yapmıştır? Tanrı kendisini alçaltarak yeryüzüne gelmiştir.

Elçi Yuhanna Tanrı'nın bu büyük sevgisini Tanrı'nın esinleyişi aracılığı ile anlatırken şunları diyor: '' Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır. Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir. Tanrı biricik Oğlu aracılığıyla yaşayalım diye O'nu dünyaya gönderdi, böylece bizi sevdiğini gösterdi. Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.''


1. C.S.Lewis, Asıl Cevapları Veren Hristiyanlığın Özü: Tanrı’nın ÜÇLÜ BİRLİK Doğası, syf 35-36


Ana Sayfa'ya dönmek için tıklayınız...

Devam edin: Ölünce Ne Olacağım?

Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?

İletişim  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.