• 3.2 (2)
  • gercek560
  • legs560
  • Nereden Geldim?
  • nereye
  • 1b
  • kalabalik b
  • station400
  • Tanrı'nın Bıraktığı Parmak İzleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ahlak’tan bahsederken ahlakın ölçütleri olan iyilik ve kötülük kavramlarından bahsettik ama bu kavramlar nereden geliyor? Bu kelimelerin kökeni nedir? Başlangıçta da bu iki kavram var mıydı?

Bu kavramlarla ilgili iki dünya görüşü vardır. Birincisi Monizm denen ve tekilciliği yani başlangıçta sadece iyiliğin olduğunu öne süren görüştür. İkincisi ise Dualizim denen ikicilik görüşüdür. Bu görüşe göre başlangıçtan itibaren her zaman iki güç vardır. Bunlar iyilik ve kötülüktür. Bu iki güç, eş güçler olup sürekli bir savaş içindedirler. Bu iki güçten birisi iyi, diğeri kötüdür. Hiçbiri diğerini yaratmamıştır. Her biri kendisini iyi, diğerini ise kötü olarak varsaymaktadır. Biri nefreti ve acımasızlığı, diğeri ise sevgiyi ve acımayı sevmektedir. Peki, bunlardan biri iyi diğeri kötü güç olarak adlandırıldığından ne denmek isteniyor acaba? Büyük ihtimal birini diğerine yeğlediğimiz belirtiliyor. Fakat eğer biz bunlardan birini beğendiğimiz için ona iyi dememizin hiçbir anlamı yoktur. Eğer ‘’ iyi olma ‘’ yalnızca insanın bir neden olmaksızın beğendiği tarafı tutmasıysa, o zaman iyi denen şeyin ‘’ iyi ‘’ sıfatıyla nitelendirilmeye hak kazanmış olamaz. Söylenmek istenen birinin haklı diğerinin ise haksız olduğudur.1
Yalnızca bu iki güçten bahsettiğimizde ve bunların birinin haklı diğerinin haksız olduğundan söz ederken konuya başka bir standart, ölçü daha dahil olur. Bu güçlerden hangisinin iyi hangisinin kötü olduğuna karar verebilmemiz için bu kararda kullanacağımız bir ölçüt olmalıdır. Bizde bu ölçüt sayesinde bunlardan birini iyi diğerine kötü olarak adlandırabiliriz. Hıristiyanlıkta biz bu üçüncü güce Tanrı diyoruz. Bu üçüncü güç olan Tanrı ile uyumlu bir ilişki içinde olan güce iyi ve bu güçle uyumsuz bir ilişki içinde olan güce ise kötü diyoruz. Bu ölçüt bu iki kavramın üstündedir.
Eğer ikicilik kavramı doğruysa, o zaman kötü güçte kötülüğü kötü olduğu için seven bir varlık olmaktadır. Oysa kimse kötülüğü kötü olduğu için sevmez. Aksi takdirde bunun adı zalimlik olur. İnsanların zalim olmaları ya da bu kişilerin sadist olmaları ya da bir çıkarları olduğu için böyle davranmalarıyla açıklanabilir. Bu çıkar para, güç ya da güvenliktir. Ne var ki gerek para ve zevk, gerekse güç ve güvenlik kendi başlarına ele alındıklarında iyi şeylerdir. İnsan kendisinin yardımsever birisi olduğunu düşünmese bile ve yaptığı iş kendisine hiçbir zevk vermese bile yardımsever bir davranışta bulunabilir. Bunun nedeni yardımseverliğin doğru bir davranış olduğudur. Fakat hiç kimse zalimlik yanlış bir davranış olduğu için zalimce davranmaz. Zalim bir davranışın nedeni kişisel bir çıkar ya da zevktir. Yani İyilik iyilikten kaynaklanabilir. Kötülükse iyiliğin bozulmuş halinden başka bir şey değildir. 2
Kutsal Kitap’a da baktığımızda bunu görebiliyoruz. Yaratılış 1:31’de şöyle diyor: ‘’ Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü.’’ Ayrıca Kötülüğün kaynağı olan Şeytan yani İblis bile yaratılışında bir melekti. Ama itaatsizliği ve başkaldırışı yani Tanrı ile olan doğru ilişkisinin bırakması ve bozması nedeniyle iyi olan doğasının yerini kötülüğün kaynağı olan doğa aldı.

Kötülük kendiliğinden var olamaz. Kötülük dediğimiz şey iyi olanın bozulmuş halidir. Augustine kötülüğü şöyle açıklar: ‘’ Kötülük özgün değil, asalaktır.’’ Çevrenize bakın ve biraz düşünün. Dünyanın en ünlü seri katilleri aslında çok zeki olan insanlardır. Fakat onlar özünde iyi olarak yaratılan zekâyı kendi çıkar ve zevkleri doğrultusunda kötü işleri için kullanırlar. Einstein’ın bilime ve insanlığa katkıda bulunmak ve geniş çaplı enerji üretmek için atomu parçalama deneyi aslında özünde iyi idi ama bu iyi olan eylem yanlış bir yöntem izleyerek Japonya’yı vurdu. Kısacası Kötü bir adamın ya da herhangi bir şeyin kötü davranmasını sağlayan tüm özellikler aslında iyi özellikleridir. Kutsal Kitap’ta da dediği gibi başlangıçta, yaratılışta Tanrı her şeyi iyi yarattı. Ama iyi olan şeyler Tanrı ile doğru bir ilişki içinde olmayı seçmeyince bozuldular ve kötü kavramı onların doğasına girdi. İnsanoğlu da başlangıçta iyi ve doğru yaratılmıştı.

Tanrısal bilgeliğe sahip Kral Süleyman da bu konu ile ilgili olarak şunları söylemiştir: ‘’Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar" der. Aden bahçesinde her şeyin iyi ve doğru olduğu o bahçede Adem ve Havva Tanrı ile doğru bir ilişkiye sahiptiler. Fakat Tanrı’nın meyvesini yemeyin dediği ağaçtan yiyip o ilişkiyi bozduklarında kendi doğalarını da bozmuş oldular. Hıristiyanlığın temel öğretişinde de bu vardır. Tanrı Adem ve Havva’nın bozmuş olduğu ilişkiyi onarmak ve onları tekrar başlangıçta ki gibi kendisi ile doğru bir ilişkiye sahip olmaları için kendi öz Oğlu’nu göndermiştir.

Onun sunduğu kurban sayesinde Tapınak insan ve Tanrı arasında bulunan o perde yırtılmış ve ayrılık kalkmıştır. Bugünde Tanrı sunmuş olduğu hediyesi olan ve bizim iyi dediğimiz ama özünde iyi olan eylemlerimizle onaramayacağımız bu ilişkiyi engine sevgisi ve lütfu aracılığı ile onarmıştır. İnsanoğlu’nun ise yapması gereken tek şey karşılıksız olarak verilen bu hediyeyi, İsa Mesih’I Rab ve kurtarıcısı olarak kabul ederek almasıdır.

2. İyiliğin ve Kötülüğün Yol Ayrımı

Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?

İletişim  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.